Uygur bölgesindeki kampların ötesi, Çin Uygurlara küresel tehdit oluşturuyor

JIANLI YANG VE LIANCHAO HAN TARAFINDAN, GÖRÜŞ BILDIRENLERE – 06/05/20  12:00 EDT 

KATKIDA BULUNANLAR TARAFINDAN IFADE EDILEN GÖRÜŞLER KENDILERINE AITTIR VE THE HILL’IN GÖRÜŞÜ DEĞILDIR.

Çin’in Tibet ve Uygurlar dahil etnik azınlıkları izlemek için geniş gözetim ağı kullandığı bilinmektedir.  Ancak Uygur özerk bölgesinden sızdırılmış belgeler – Karakaş listesi – Avrupa genelinde sürgün Uygurların Çin devleti tarafından gözetim altında tutulduğunu ve Uygur özerk bölgesinde yaşayan aileleri üzerindeki baskısı hakkında ses çıkarırlarsa, Uygur özerk bölgesindeki yakınların can güvenliğiyle tehdit edildiğini gösteriyor. Çin hükümeti karakaş listesindeki kayıtlara itiraz ediyor, Çin COVID-19 salgınıyla savaşmaya devam etse bile, Uygurlara yönelik sert tutumları normalin bir parçası haline gelmiş gibi görünüyor.

Sızan belgelerde Çin hükümetinin Uygur Özerk bölgesindeki birkaç yüz Uygur Türkü hakkında gözaltı nedenleri kayıt edilmiş bulunmaktadır. Karakaş listesinde, yurt dışında akrabaları olan 300’den fazla kişi hakkında kişisel veriler bulunmaktadır. Çin hükümeti, Pekin’den “ayrılıkçı” olarak kabul edilen sürgün gruplarına olası bağları nedeniyle Uygurları “ülkeyi terk eden ve geri dönmeyenler” i bir güvenlik riski olarak işaretledi. Belgede yine Aile üyeleri, sosyal çevreler ve dini inançların yanı sıra algıladığı düşünceler hakkında ayrıntılar bilgiler mevcuttur.

Bu belge ile, Çin’in Uygur Müslümanlarının nüfusun 90%’dan fazlasını oluşturduğu Karakaş ilçesindeki yüzlerce kişinin gözetimini ve hapis cezasını doğrulamaktadır. Uygur özerk bölgesindeki Uygurlar, yurtdışındaki aile üyelerinin eylemleri nedeniyle cezalandırılıyor, bu da Çin devlet ve istihbarat teşkilatlarının Batı’da bir gözetim ağı oluşturduğunu gösteriyor. Belgeler aynı zamanda Pekin’in Uygur bölgesindeki “ yeniden eğitim ” programlarının gönüllü olduğunu ve yalnızca şiddet içeren aşırılık yanlılarını hedef aldığı iddialarıyla çelişkilidir. Müslümanların hapsedilmesinin arasında evde dua etmeleri, yurt dışındaki akrabalarıyla iletişim kurmaları ve devletin izin verdiklerinden daha fazla çocuk sahibi olmaları gibi gerekçeler yer almaktadır.

Londra Uygur Orkestrasında çalışan İngiliz vatandaşı aktivist ve şarkıcı olan Rahima Mehmut , gözaltı kamplarının varlığına ilişkin gizli raporları ilk keşfedenlerden biriydi. Mehmut, üç yıl önce ailesiyle iletişimin kesildiğini, üstelik aile bireylerinin onun telefon çağrılarına yanıt vermediğini söylüyor, bu konuda Birleşik Krallık’ta bile Uygurlara çok az destek verdiği görülüyor. Mehmut’u, yakın bir zamanda bir İngiliz üniversitesindeki yakın bir öğrenci “üniversitemiz çoktan Çin etkisi altında oldu” yani Çinli bir ajan kampüste diye uyardı. İngiltere’deki küçük Uygur topluluğu, Çin casuslarının her yerde olduğu korkusu nedeniyle özgürlüğü kutlamalarını durdurduğu bildiriliyor.

Diasporanın haklarını korumaya çalışan Dünya Uygur Kongresi (WUC), Çin’in Batı’da yaşayan Uygurları hedef aldığını ve karşılığında Uygur bölgesindeki yakınları için güvenlik vaat ederek, batı Uygur toplumları hakkında bilgi istediğini iddia ediyor. Norveç’ten Londra’ya taşınan Uygur Kerim Zair, birkaç yıl önce isimsiz bir çağrı aldığını söyledi ve “Onlar için çalışmamı istediler. Onları reddettim. … Numaramı nasıl aldıklarını bilmiyorum. ” diye ekledi.

Geçen yıl Uluslararası Soruşturma Gazetecileri Konsorsiyumu tarafından Çin haber kanalları olarak adlandırılan bu tür belgeler, Çin hükümetinin dünya çapında Uygurları kontrol etmek için teknolojiyi nasıl kullandığına ışık tutuyor.

Çin haber Kanallarına göre, Çin, Entegre Ortak Operasyonlar Platformu veya IJOP adlı bir programla nüfus kontrolü ve kitlesel gözetim için sofistike araçlar kullanıyor. Bu platform, bireyler hakkındaki verileri genellikle bilgisi olmadan toplar ve potansiyel olarak tehdit edici veya “şüpheli” olduğunu düşündüğü verileri işaretler. Çin hükümeti IJOP’u, ulusal kimlik belgeleri, Uygur bölgesindeki sayısız kontrol noktası, yüz tanıma özelliğine sahip kapalı devre kameralar, polisler Uygurları telefonlarına zorla yükletilen casus yazılımlar da dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan en doğru bilgi veri tabanlarını derlemek, Akıllı telefonlar ve bilgisayarlardaki bilgiler toplama ve tanımlama özeliğe sahip Wi-Fi algılayıcılar için kullanıyor. Bu teknoloji aracılığıyla Çin devleti, Uygurların Batı’da bulunan akrabalarını takip ediyor ve yurtdışındaki Uygur topluluklarına sızmasına kolaylık sağlıyor.

WUC her iki ayda bir, Çin Komünist Partisi (TBM) yetkililerin Çin dışında yaşayan Uygurları kendi insanları hakkında bilgilendirmeleri için taciz ettiği iddia edilen yüzden fazla rapor alıyor. Bunun sürgünde yaşayan Uygurların psikolojik bir etki yaratmak ve bu baskı toplumun kolay parçalayabilmektedir. Eğer yurt dışındaki Uygurlar ÇKP eleştirse, ÇKP direk onların Uygur bölgesindeki akrabalarını hedef almaktadır. İngiltere’de yaşayan 12 Uygur ile yapılan görüşmelere dayanan bir raporda, çoğunun paranoya, TSSB, depresyon, bunaltı ve gecede kabus görme gibi sorunlar taşıdığı görülmüştür.

Uygur insan hakları aktivistleri için daha büyük endişe, Uygur bölgesindeki eğitim kamp adı altındaki toplama kapında tutulan Uygurların sağlığıdır. Aktivistler, Çin’in toplama kamplarındaki dar ve sağlıksız koşulların COVID-19’un sınırsız yayılmasına izin verdiğini söylüyorlar. Bu yıl Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bilgi toplama görevi sırasında, Çinli hükümet yetkilileri, Müslüman çoğunluk bölgesindeki koronavirüs risklerini azalttığı, kamplardaki insanların çoğunun “mezun olduğunu” ve serbest bırakıldığını söyledi. Kayıtlarda, 2019 başlarında Karakaş listesindeki çoğu kişinin kamptan çıkmasına izin verildiğini gösteriyor. Ama bununla birlikte, Çin dışındaki Uygur aktivistler, hala ülkedeki akrabalarıyla iletişim kuramayacaklarını söylüyorlar. Birleşmiş Milletler kamplarda yaklaşık 1 milyon kişinin tutulduğunu tahmin ediyor ve BM insan hakları şefi Michelle Bachelet, Çin’i bu yılın ilerleyen tarihinde Uygur bölgesinde şartsız gözlem yapılması için çağrıda bulundu.

Kamplardan serbest bırakılanların, fabrikalarda köle işçi olarak çalıştırılmak için Çin’in diğer bölgelerine taşındığı bildirildi. Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü tarafından yayınlanan bir raporda, yetkililerin binlerce Uygur Türkü dünyanın en büyük markalarından bazıları için mal üreten fabrikalarda çalışmaya nakil edildiği ve Uygurların iş yerinde bile izlenmeye devam edildiği iddia ediliyor. Uygur bölgesi yetkilileri ve Uygurları zorunlu çalıştırmakla suçlanan şirketler, Avustralya raporunun bir karalama kampanyasının parçası olduğunu söylüyorlar.

Çin, COVID-19 salgınının kökeni konusunda ABD ile savaşını sürdürürken, Uygur bölgesinde ve sürgünde yaşayan Uygurlara karşı sert tutumları kişiyi endişelendiriyor. Çin haber kanalları ve Karakaş listesi, Çin hükümetinin dünyadaki Uygurlara baskı uygulamak ve zulmetmek için teknolojiyi ne ölçüde kullandığını, kültürlerini, yaşam tarzlarını ve varlığını tehdit ettiğini kanıtlıyor gibi görünüyor.

Jianli Yang, Çin için Citizen Power Initiative’in kurucusu ve reisi, Tiananmen Katliamı kurbanı ve Çin’de eski bir siyasi mahkumdur.

Lianchao Han, Çin için Citizen Power Initiative’in başkan yardımcısıdır. 1989’daki Tiananmen Meydanı Katliamı’ndan sonra Bağımsız Çinli Öğrenciler ve Akademisyenler Federasyonu’nun kurucularından biriydi. ABD Senatosunda 12 yıl, üç senatör için yasama danışmanı ve politika direktörü olarak çalıştı.

İngilizceden çeviren : İdikut 

Kaynak: https://thehill.com/opinion/international/501008-beyond-xinjiangs-camps-china-threatens-uighurs-globally

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kategoriler