Çin’in toplama kamplarında Uygurlara yönelik Sistematik tecavüz ve işkence

Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik suistimallerine ilişkin konuşan tanıklar, toplu tecavüze şahit oldukları olayları anlattı

 BBC tarafından elde edilen bilgilere göre, Çin’in Uygurlara yönelik toplama kamplarındaki kadınlara sistematik olarak tecavüz ediliyor, cinsel istismar ve işkence yapılıyor. 

Tursunay Ziawudun: O aralar henüz salgın olmamasına rağmen onlar hep maske takarak geliyordu. Takim elbiseliydi. Polis üniforması yoktu. 

Toplama kampında 18 ay kalan Kazak kadın Gülzire Ayulhan,  Görevim, toplama kampındaki Uygur kadınları Çinli erkeklerle odada yalnız bırakmadan önce onları çıplak şekilde soyup hareket edememeleri için kelepçelemekti. Daha sonra odaları temizliyordum.

“Ben odanın dışında sessizce beklemek zorundaydım. Çinli polisler ya da Çinli erkekler odadan çıkınca da Uygur kadını duşa götürürdüm.”

Gelen Çinli erkekler polislere para karşılığı, hücredeki en güzel kadınları seçiyorlar, beni kadınları odaya götürmek ve üstlerini çıkartmak için zorluyorlardı. Benim onların dediğini yapmaktan başka çarem yoktu. Bazen gece yarısı götürülen kızlar bir daha dönmüyorlar, dönenler ise olanlardan kimseye anlatmaması için tehdit ediliyorlardı.

Toplama kampında 9 ay kalan ve Uygur insan hakları kurumunun yardımı ile Amerikaya gelen Tursunay Ziyawudun şu şekilde konuştu:

“Onlar her gün gece yarısı geliyorlar ve kadınları seçiyorlar, gözetleme kameralarının olmadığı karanlık odalara götürülüyor. Bir veya daha fazla maskeli Çinli erkeğin tecavüzüne uğrardı. Kendisinin de tecavüze uğradığını şı şekilde ifade etti. Her sefer iki, üç kişinin toplu tecavüzüne uğradım.” 

Tursunay Ziyawudunun tanıdığı bir kadın serbest bırakıldıktan sonra kampta yaşadıklarını  unutmak için alkol bağımlısı olduğunu onu sokaklarda sarhoş ve baygın gördüğünü söyledi.

Tursunay Ziyawudun “Anlattıklarının Künes ilçesindeki büyük bir toplama kampında olduğunu söyledi, onlar her gün yüzlerce büyük otobüslerde insanları götürüyorlar. Çinli polisler yaşlı genç ayrıt etmeden kadınların hepsini soyuyorlar ve zavallı kadınlar utancından elleriyle mahrem yerlerini kapatmaya çalışıyorlar.

Tursunay, “polislerin kocam hakkında sorgulama yaptığında direndiğimde yere vurulup karınıma tekme attı”.

“Polis botları çok sert ve ağır oluyor, ilk başta beni bir şeyle dövdüğünü sandım Sonra karnımı ayaklar altına aldığını fark ettim.  Neredeyse bayılıyordum içimden bir sıcak bastığını  hissettim. “

“Sonra kamp doktorundan  iç kanaması geçirdiğimi öğrendim  ve aynı odadakiler de benim kanama geçirdiğimi gördü. Kamptaki gardiyan ise ona: Kampta kadınların iç kanama geçirmesinin normal bir şey olduğunu söylüyor”

Ziawudun’a göre : her hücrede 14 kadın oluyor, ranzalar ve pencerelerde parmaklıklar olduğunu . İlk başlarda kızların gece yarısı dışarı çıkarıldığında nedenini  anlamıyor ve başka yere götürüldüğünü sanıyor.

Tursunay: “2018’de mayısta, net tarihi hatırlamıyorum, çünkü orda tarihleri hatırlamıyorsun.20 yaşlarında bir hücre arkadaşım bir maskeli Çinliye sunuldu, o karanlık odaya girer girmez çığlık atmaya başladı, nasıl anlatacağımı bilmiyorum, ona işkence ettiklerini sandım, tecavüz ettiklerini hiç düşünmedim. Kadını geri getiren kadın gardiyan maskeli adama  benim kanamam olduğunu söyledi ve  adam ona karanlık odaya  götür diye bağırdı.”

“Kadın beni az önce bahsettiğim kızın götürüldüğü odanın yanındaki odaya aldı. Onların elinde bir elektirikli sopa vardı, ben onun ne olduğunu bilmiyordum. Onlar o çubuğu benim genital bölgeme sokarak elektrik şokla işkence yaptılar.”

Ziawudun’un karanlık odada ilk gece yaptığı işkencenin sonunda sona erdiğini, kadının tıbbi durumunu gerekçe göstererek tekrar müdahale ettikten sonra hücreye geri döndüğünü söyledi.

Bir saat sonra onun hücre arkadaşı da dönüyor.

“Kız bambaşka bir hâl almıştı.kimseyle konuşmadı,sessizce oturuyordu,transa girmiş gibi bakıyordu.Bu hücredekilerin bir çoğu aklını yitirmişti.”

Kampta öğretim üyesi olmaya zorlanan Kalbinur Siddik: “ben bir Çinli kadın polise tecavüz hakkında soru sorduğumda , onun cevabı şu oldu: kamplarda tecavüz artık bir kültüre dönüştü. Toplu tecavüz ediliyor, Çinli polisler onlara tecavüz etmekle kalmıyor, aynı zamanda elektrik şokla işkence ediyorlar.”

Kalbinur Siddik Uygur İnsan Hakları verdiği bir ifadede, kadınlara işkence yapmak için elektrikli bir sopanın sokulduğunu duyduğunu söyledi – bu Ziawudun’un anlattığı deneyimi yansıtıyor.

 “dört çeşit elektrik şoku” vardı – diyen Kalbinur siddik”sandalye, eldiven, kask ve sopayla anal tecavüz”olduğunu aktardı.

“Çığlıklar binanın her tarafından yankılanıyordu, bazen öğlen yemeğinde bazen sınıftayken onları duyulabiliyordum”.

Kampta çalışmaya zorlanan bir diğer öğretmen Seyragül Sawut ta BBC ye : “kamplarda tecavüz yaygın olduğunu, gardiyanlarım istediği zaman istediği kozları genç kadınları seçip götürdüklerini” söyledi. 

“Zorla itirafta bulundurmak için 20-21 yaşlar civarındaki genç bir kadına 100 kişinin önünde toplu tecavüze ettiğine tanık olduğunu” anlatan Sayragül Sawut , “polisler bunları gerçekleştirirken kalanları.  o anki tepkisini gölemlediler , gözünü kapatan, başka yöne bakan, yumruklarını sıkanları seçerek cezalandrımak için götürdüler. O genç kadın ağladı yardım istedi ama kimse bir şey yapamadı, çok korkunçtu ,ben o an öldüm, öldüğümü hissettim.”

Ziawudun, yaklaşık 20 yaşında bir kadın da dahil olmak üzere, kadınlara zorla RİA takıldığını veya kısırlaştırıldığını söyledi.  (“Onlara onun adına yalvardık” dedi.) Associated Press tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, Uygurların zorla kısırlaştırılması Doğu Türkistan’da yaygınlaştı.  Çin hükümeti BBC’ye iddiaların “tamamen asılsız” olduğunu söyledi.

Tursunay Ziyawudun yine , saçlarının kesildiğini,ne olduğu açıklanmayan tıbbi testlerden geçirildi,haplar aldığını. 15 günde bir mide bulantısına uyuşukluğa neden olan bir “aşı” zorla injekte edildiğını söyledi. onlar bizim beynimizi mi yıkadı yoksa hapların etkisi mi bilmiyorum ama biz oradayken kampın dışındaki hayatı  düşünemiyoruz, sadece karnımızın doymasını diliyoruz , çünkü orada aç bırakmak çok yaygın bir işkenceydi .

Kamplarda gardiyan olarak çalışmış biri BBC ye şunları açıkladı: kamptakilere elektrik şokla  işkence yapılarak itiraf ettirmek en yaygın yöntemlerden biri haline geldi.

Tursunay Ziyawudun bunları söylerken göz yaşlarını tutamadı “onlar sadece tecavüz etmekle kalmıyorlar, her yerininizi ısırıyor, çok sert ısırdığı için de yara ve iz bırakyorlar. Onların insan olduklarına inanmak gerçekten çok zor.

Aynı hücredeki bir başka Uygur kadın çok çocuk yaptığı için kampa alınmış ve o da aynı şekilde hücreden dışarı çıkarılıp üç gün sonra vücudunu tamamı  izlerle kaplı olduğunu kendisine tecavüz edildiğini söylemediyse de Tursunaya sarılıp hüngür hüngür ağladığını söyledi.

Tursunay : onlar insanları serbest bıraktıklarını söylüyorlar ama bırakılan o insanlar tamamen bitmiş durumdalar, onalrın amacı bizi yok etmektir.be bunu herkes biliyor. 

Kaynak: https://www.google.com.hk/amp/s/www.bbc.com/news/amp/world-asia-china-55794071

3 thoughts on “Çin’in toplama kamplarında Uygurlara yönelik Sistematik tecavüz ve işkence

  1. Soysuz kahpe çin
    Rabbim’den niyazım ecelin bizim elimizden olsun.

    Çin’i yaksan hava kirlenir,
    Gömsen toprak kirlenir.
    Türk Atasözü

    Şu kesin sağ bırakmayacan.

    Hayvanlar bunlardan daha medeni
    İnsan değil bunlar İnsan şeklinde Canavarlar.

    😡😡😡😭😭😭😭

  2. Ne yapacağız bilemiyorum cin mali almayalım diye uğraşıyorum ne alsam hep onların
    Cok üzülüyorum elimden bisey gelmiyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kategoriler