UYGUR AYDINLAR ENCÜMENİ: ÇAĞRI MEKTUBU

23 Ekim 2018

 

Çağrı

 

Doğu Türkistan’ın mevcut durumu gün geçtikçe kötüleşmektedir. 2017 yılından itibaren milyonlarca Uygur Türkü ve diğer Türk soylu Doğu Türkistanlılar Çinlilerin cezalandırma kamplarına tıkıldı. Güvenilir kaynaklara göre, ceza kamplarında tutulan milyonlarca masum Uygur Türkü beyin yıkama, ağır işkence, tecavüz, öldürülme, tıbbı deneyime tabi tutulmakta ve iç organlarının çalınması gibi vahşi cezalandırmalara maruz kalmaktadır. Çin Komünist Partisinin insanlığa karşı işlemekte olduğu bu vahşi cinayetleri hala son sürat devam etmektedir. Dünya kamuoyunun artan eleştiri ve kınamaları karşısında, ÇKP yönetimi önce işbu kampların mevcut olduğunu inkâr ettiyse de, daha sonra onları “mesleki eğitim merkezleri” diye adlandırarak kabul etmek durumunda kalmıştır. Faşist yönetim şimdilerde ise, çıkarttığı yönetmelik ve yerel yasa tasarıları ile işbu kampları meşrulaştırmaya hatta göz boyama yöntemleri ile “Dinlenme Kampları” diye makyajlamaktadır.

Biz Uygur Türkleri olarak tarihin en karanlık sürecinden geçmekteyiz. Bizim millet olarak mevcudiyetimiz görülmemiş bir tehditle karşı karşıyadır. Eğer dünya kamuoyu Çin Komünist hakimiyetinin yürütmekte olduğu bu soykırıma sürekli sessiz kalacaksa ve biz bunu durdurmak veya engellemek için herhangi bir somut eyleme geçemez isek, Uygur Türklerinin gelecekte millet olarak varlığını sürdürmesi imkânsızlaşacaktır.

Tarihimizdeki böyle bir kritik dönemeçte, Uygurların esen kalması için kesinlikle ve mutlak surette en acil hedef ve eylem planı olması gerekmektedir. Uygurlar esen kalamaz ise, onların vatan içi ve dışındaki başta bağımsızlığını elde etme olmak üzere başka gayeleri, hedefleri boşa çıkacaktır. Bizim için, şu an mevcudiyetimizi korumak her şeyden önceliklidir. Eğer Uygurlar öncelikle millet olarak var olamaz ise, bizim Doğu Türkistan devletini diriltme yönündeki her çeşit isteklerimiz, çabalarımız köpüğe dönüşecektir.

Bizim şu an milli birliğe, iç dayanışmaya tarihin herhangi bir dönemindekinden daha fazla ihtiyacımız var iken, muhacerette yaşayanların arasında vuku olan koltuk kavgası, “bağımsızlık” mı “muhtariyet” mi tartışması ve ya “Doğu Türkistan” ile “Şinciang” adının hangisini kullanmalı gibi ehemmiyetsiz münazara ve münakaşalar hatta bu minvaldeki bazı çatışmalar Doğu Türkistanlılar arasında şaşkınlık, parçalanmışlık ve bölünmüşlük ortaya çıkartmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Biz şuna inanıyoruz ki, aramızdaki bazı Uygurların insanların dikkatini dağıtan, Uygur milli mevcudiyet buhranını ciddiye almayan hatta değersizleştiren söylem ve eylemleri ceza kamplarında ölümle pençeleşen milyonlarca Uygur Türküne yapılmış ve yapılacak en büyük ihanettir.

Halkımızın en kutsal menfaatini yani normal ve medeni insanlar gibi yaşama haklarını elde etmek, hak hukukunu ve namusunu korumak için, biz aydınlar dikkatimizi dağıtan, iç dayanışmamızı ve kolektif irade ile harekete geçmemizi engelleyen, milli davamıza zarar veren her çeşit davranışa, eylem ve söyleme şiddetle karşı çıkıyoruz. Bize göre, mevcut durumda Doğu Türkistanlıların, bilhassa Uygur Türklerinin mevcudiyeti, esenliği ile normal yaşam hakkının korunması için mücadele etmek, başta bütün Doğu Türkistanlılar olmak üzere kendini Türk hisseden, insan olarak kabul eden kimselerin en temel ve en önemli hedefine dönüşmelidir. Çünkü, Uygur Türkleri gaddar ve faşist bir rejim tarafından topyekûn soykırıma tabi tutulmuş vaziyettedir. Biz Uygur Türk aydınları olarak, Doğu Türkistanlıların bütün hedef ve kaygılarını Uygurların korunması ve kurtarılması ekseninde birleştirmeye ve işbu milli hedef çerçevesinde kenetlenmeye, bunun için kendilerini adamaya ve fedakarane çalışmaya çağırıyoruz.

 

Saygılarımızla

Uygur Aydınlar Encümeni

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kategoriler